Yolcuya Fısıltılar
1.fısıltı: Düşünce enerjimizi zamanın ötesine, daha henüz hiç bir şeyin olmadığı sanılan döneme yönlendirmemiz ve beynimizin bu bilinmezden beslenmesini sağlamamız gerekir.
2.fısıltı: Sevgi ve sezgi... Bu ikili bizim ana arterlerimiz ve jeneratörlerimiz olmalı.
3.fısıltı: Düşünce evrene, tekâmül ise dünya frekansına uyumludur. Dünyada gelişmek için evrensel bir bakış açısı kazanmak gerekir.
4.fısıltı: Arayış, kendimizi bilinceye kadar sürer. Kendimizi bilince bir durgunlaşma olur. Doğrudan doğruya ana bilgi kaynağı ile irtibat sağlanır. Denetime alınırız. Kendimize uygun bir görev ediniriz.
5.fısıltı: Tekâmülü hızlandıracak büyülü reçete nedir? Şudur: başkalarına, karşılıksız yardım etmek. Bu eksende sosyal faaliyet ve dayanışmalara katılmak, desteklemek. Tabiri caiz ise, Peygamberimiz gibi bir Hılful Fudul, yani erdemliler ittifakı fedaisi olmak. Bunu bilinçli şekilde ve umarsız, çıkarsız yapabilenlere Yüce Mekanizmanın ilk basamağı nasip olur.
6.fısıltı: Ruhumuz, genlerimizde şifrelenmiş bir potansiyel güçtür. Bunu ısıya benzetebiliriz. Maddenin içindeki potansiyel enerjiye ısı denir. Isı, ölçülemez, tartılamaz, incelenemez bir enerjidir. Ruh, tamamen O'nun bilinci ile hareket eder. İnsan hücrelerinden birçok aynı insan olabilir, kopyalanabilir, ancak ruh asla kopyalanamaz ve bölünemez bir bütündür. ''Bir ben vardır, benden içeri.'' denilen odur, ruhtur.
7.fısıltı: İnsanların pek çoğu maalesef bir dünya üstü ve ötesi varlık olduğunun, ruh varlığı olduğunun bilincinde değildir. Bu itibarla, hayvansal-dünyasal ruh içinde gizlenmiş Yüce Ruh'tan, İlahi Nefes'ten bihaberdir. Bu Yüce Ruh, bilinçaltındaki Süper Ego'yu, yani Nefs-i Mutmaineyi kapsar.
8.fısıltı: Bütün dinlerin ana teması nefs terbiyesidir. Nefs, bireyin hayatını sürdürmesi, çoğalması için gerekli bir duygu ve davranış manzumesidir. Nefsi yok etmeye çalışmak yanlıştır, aslolan ise nefsi disipline etmek, içteki hayvanı uysallaştırıp eğitmektir. Nefsi tamamen serbest bırakmak da yanlıştır. Bu durumda kişi bir hayvandan farksız olur. O halde esas olan şey içte bir denge ve düzen oluşturmaktır. Böylece kişi kendini düzenleyerek, kendi içini yeniden oluşturarak tevhit, inanç, iman, bilgi, kültür, sanat ve ahlak sahibi bir bireye dönüşür. Ki bunun neticesi, erdem ve kemalattır. İnsan-ı Kamil olmaktır.
9.fısıltı: Şuursuzca ve ezber şeklinde, sanki bir içgüdü gibi yapılan içeriksiz duaları terk etmek gerekir. Onun yerine, kozmik akışlardan beslenmiş olarak, akıl, mantık ve şuur ile ve bu üçgenin bahşettiği çok daha geniş ve yüksek bir bilincin zihne indirdiği dualarla, evrensel bilince geçiş yapmak gerekir. Böylece evrensel bilince ulaşan birey, evrensel bir sözleşme ile ''Göklerdeki Koro''ya katılır. Bu, Allah’a yalvarış değildir. Allah’a yükseliştir.
10.fısıltı: Bilim ve din bir bütündür. İlimsiz din ve dinsiz ilim olmaz. Bilim ve din aslında bir ahenk içinde birbirlerini teyit ederler, doğrularlar. Neticede her ikisi de bir üstün gücü, Bir ve Tek olanı işaret ederler.
11.fısıltı: İnsan, ruhu olan bir beden değil, bedenlenerek bir süre için dünyaya gönderilmiş bir ruhtur. Ruh, beyin dalgaları ile oluşturulur. İnsan, kozasını ören bir ipek böceği misali ruhunu inşa eder. Ruh, aynı zamanda tüm serüvenlerin kayıtlı olduğu hologramik bir dalga yapısıdır. Şunu da belirtmek gerekir ki ruh, dünyasal bir enerji değildir. Zira dünyadaki enerji incelendiğinde, sürekli olarak aynı şekilde dönüşüp durduğunu görürüz. Ruh, bundan farklıdır. Ruhun dünyayı deneyimlemesi, tamamen tekâmül amacına yönelik olup dünya, ruh için sadece bir sınav yeri niteliğindedir.
12.fısıltı: İnsan, ham iken bir hiçtir. İnsan piştikçe, kendini ve Rabbini bildikçe, içteki Yüce Ruh'unda saklı olan program kurulur ve devreye girer. Bu program 'Halifetullah programıdır. Halifetullah programı, sadece çok üst ve evrensel şuur düzeyindeki bir beyinde çalışabilir. Bu beyin ''Ram''ini çok yükselttiğinde, kendisinde ortaya çıkan tüm özelliklerin Allah’tan bir yansıma ve tecelli olduğunu, esasen kendisinin var olmadığını, İlahi Tecelliyat'ın bir aksi olduğunu tam bir şekilde idrak etmeye başlar. Yok iken var edilmiş varlık (yani kendimiz) tekrar yok olmaya başlar ve sanrı-varlık yok olurken, her an baki olan Vechullah, yok olanın yerini doldurmaya başlar.
- Mehmet Çayır
E-posta Listesine Kaydolun:
UYARI:
İşbu tanıtıcı site içerisinde yer alan herhangi bir bilgi tedavi amacı taşımamaktadır. Verilen bilgi ve hizmetler internet kullanıcısını bilgilendirmek amaçlı olup sağlık hizmeti değil, tamamlayıcı tıp niteliğindedir. Verilen bilgiler hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka bir doktor tarafından yapılması gereken son derece ciddi bir işlemdir. Her türlü hastalık ve sair tedavi gerektiren sorunlarınız için lütfen önce doktorunuza danışınız.
